Ruhumuzdaki Açık Yaralar

İçimdeki sızıyı, Ruhumuzdaki Açık Yaraları tarif edecek bir kelime bulamıyorum. Yok hükmündeyim kendime göre.
Nerede varoldum ya da varoluşa yaklaştım hatırlamıyorum. İnsanın kendine ait bildiği şeyler fos çıkınca darmaduman oluyor. Uzun zamandır bende bu ruh hali içinde, bir çıkış arıyorum aslında kendime. Ama nafile…

Çekip gitmenin muğlak sancısı var iliklerime kadar, ölmek daha kolay geliyor onun gibi!

Artık uzakları dahi canım çekmiyor ölüm duygusunun dışında. Bu duygunun nasıl bir şey olduğunu, hiç olamadığımı düşünerek anımsıyorum, Ruhum azap çemberinin garantisinde. Yoksa tek yön gidilen bir yolculukta benim de çok net fikirlerim ya da hayallerim yok ‘bu dünyanın bozuk insanlarından’ kurtulmanın dışında.

Heyecanını kaybetmiş bir insandan daha ağır bir hasta tanımıyorum !

Paraya, adrenaline, şehvete karşı tepki sıfır! Sade gözyaşı istemsiz, ama zevkle… bu gece tutunabileceğim bir şey kalmadığını gördüm bir kez daha. Evin salonuyla, çalışma odası arasındaki koridoor bana ızdıraptan başka bir şey vermiyor.

Çok daha açık yazabileceğim cümleleri şu an bile yazmaktan geriyim, yazarken bile özgür değilim ve bunun sebebi yine beni bağlayan bir şey. Hayatla aramıza koyduğumuz en büyük engel insanlardır; bunu iyi düşünün…  Eş, dost, arkadaş, aile, sevgili vs.

Heyecanımın tamamen tükendiğini ve dibe oturalı yıllar olduğunu biliyorum. Buna rağmen iyi dayandığımı da biliyorum.

Beni bu hayata bağlayacak olan şey; hiçbir şey.

İyi geceler/sabahlar ya da…

Gece
İyi geceler

 

Paylaş