Ölümle açıklanabilir bazı şeyler…

Kendimi kandırmadan gecenin sessizliğinde yapayalnız durduğumda…

Kararım Net: ‘’Bu dünyada bana göre hiçbir şey yok!’’

 

Oturup gün boyu insanların dönekliğini, zenginliğinin kibirini, görmemişliğini, nezaketsizliğini, fakirliğin içindeki gizli erdemi unutan hayasız dilencileri, gurur ve onurdan yoksun insanların kepazeliklerini, yalanlarını izliyorum…

 

Geçmişte yaşananlar bu çağdan sonra daha erdemli bir yola sevketmeyecek insanları ve o insanların evlatlarını.

 

Nüfus arttıkça, zamanın değeri yitirildikçe, maddenin fiyatını ezbere bilenler; maddenin değerinden yoksun yaşadıkça bu dünya asla iyi bir yere gitmeyecek.

Zamanın üstüne basa basa değil, zamanın altında ezilerek ve tüketilenin aslında ömür olduğunu bilmeden yaşıyor şimdi insanlar.

 

Sanmıyorum ki, gülünesi şeylerin bir değeri olsun bu insanların yüzünde… neye güldüklerini bile bilmiyorlar şarlatanlar.

Gülmek bir mutluluk niteliği değil, acınılası bir dramanın sonucu bu yüzlerde. Kültürü yoz, farkındalığı sıfır olan insanların gülünesi neyi olabilir kendi aciz hallerinden başka.

 

Bir düşmüşlük, zavallılık sarmış her yanlarını. Bunu kendi eşlerine dahi itiraf edemeyen bir yığın insan. Her gün aynı dört duvarın içinde gizli bir tükenmişlikle birbirlerini ağırlıyorlar aynı evin içinde.

Bir şans daha verilse ve yeniden başa dönme şansları olsa, hepsi birbirine teğet dahi geçmeyecek milyonlarca çift, aile, akraba… hepsinin canı cehenneme ki bir rutinin kurbanıdır ancak bu insanlar.

 

Mutsuzluk bir kez doğdu mu, o kaynaktan ilerleyecek olan neslin tamamı bedbahttır. Eğitim veya öğretim görsel alışkanlıkların önüne geçemez. Mutsuzluğu bir defa o dört duvarın içinde çizen ressam, o resmi bir daha kaldırıp yok edemez.

 

Farkındalık zehirli bir sarmaşık gibi ilerliyor beynimde, ruhumda ve her zerremde…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 × 3 =

Posted by: admin on

Etiketler: , , , , , ,

Paylaş